27 Ocak 2014 Pazartesi

Kara bulutlar

Günlerden Pazartesi, erken kalkip ise gitmem lazim.
Bense yine kalkmak istemiyorum. Gri ve soguk ülke Hollandada yine icimi karamsarlik kapladi. Galiba memleketimi özledim, ailemi sevdiklerimi özledim. Sorgulamaya basladim yine herseyi.
Niye burdayim, neden sevdiklerimden memleketimden uzaklardayim. Burda yasamak istemedigim halde niye burdayim. Mecburiyetler, hayat mücadelesi, sorumluklar.
Hep baskalari icin bir seyler yapmak. Kendim icin birseyler yapmayi hic bir zaman ögrenemeyecegim. Yapilmasi gereken rutinler.
Hayatimda hep baskalari öncelikli. Bu benim sucummu hem evet hemde hayir. Bazi seyler kendi elimizde degil maalesef. 
Bugun canim ise gitmek istmemiyor, yemek yapmak istemiyor, alisverise gitmek istemiyor, temizlik yapmak istemiyor, kimseyle konusmak istemiyor, hayata mola vermek istiyorum. Bunlarin hepsini benim yapmam lazim, birileri böyle olmasini istemis. Bizede her ödevi yerine getirmek düsmüs. Karamsarim iste, iyimi yapiyorum belki evet belki hayir. Toparlanmam lazim karamsarliktan kurtulmam lazim. Hayata adapte olmam lazim, ödevlerimi yerine getirmem lazim.
Benim yerime yapicak kimse yok bana dur bakalim bunlari ben yaparim sen hayata mola ver diyecek birileride.

 

26 Ocak 2014 Pazar

Bu Gunlerde Herkes Gitmek Istiyor✒️


Bugünlerde Herkes Gitmek İstiyor      
Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…
Hayatından memnun olan yok, kiminle konuşsam aynı şey…
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.

Bir kendisi. Bu yeter zaten.

Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte,
Bir yanımız ”kalk gidelim,”

Öbür yanımız “otur” diyor.
“otur” diyen yanımız kazanıyor,
O yan kalabalık zira…
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile

Güvende olma duygusu…
En kötüsü alışkanlık

Alışkanlığın verdiği rahatlık.
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.

Kalıyoruz…
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…İşi büyütmeler…

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben…

Kapıdaki rex’i bırakıp gidemiyorum,
Değil bu şehirden gitmek,

İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki…
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,

Herkes onu, o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin?


“sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır;
Evet sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada


Ölüm var zira, ölüme inat tutunmak lazım.

İnadına kök salmak lazım. Bari ufak kaçışlar yapabilsek,
Var tabii yapanlar, ama az. Sadece kaymak tabakası

Hepimiz kaçabilsek…
Bütçe, zaman, keyif…denk olsa,

Gün içinde mesala…Küçücük  gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün. Sabah 9, akşam 18

Sonra başka mecburiyetler, Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani. Ne saçma…

Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama. Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç. Ama olsun… istemek de güzel…

Can Yücel




Verstuurd vanaf mijn iPhone

25 Ocak 2014 Cumartesi

Hobi Bahcelerinin bereketi

Hollandadanin her yerinde hobi bahcelerine rastlarsiniz.
Kücük sirinmi sirin bahcecikler. Bir seneligine uygun fiatlara kiralayabilrsiniz. Bu bahceler cok renkli cok eglenceli olur.
Her milletten insanla karsilasirsiniz.
Hollandalilar, Türkler, Cinliler, Endonezyalilar,vs..
Bahcelere ekilen ürünlerden sahibinin hangi millete ait etmeniz hicde zor olmaz. Mesela biz Türkler en cok taze fasulye ve biber ekerken, Cinliler kabakgillerle cok ilgilidirler.Bizim evimizin arka bahcesi oldugu icin ben sebzelerimi ,taze soganlarimi ,maydanozlarimi, rokalarimi orda yetistiriyorum.
Topragi seviyorum, ugrastikca daha cok hayran oluyorum toprak anaya. Bereketine, o kara toprakta yetisen mucizelere.
Ektigim tohumlarin birer sahsiyete donusmesi beni cok heyecanlandirir.
Onlarin karsisina gecip seyretmenin keyfi de ayri tabi. Arkadasimin hobi bahcesinde gecen yaz cok guzel sebzeler yetistirdik. Hollandada yazlar cok kisa gecer.
Iste o kisacik yaz gunlerini biz hobi bahcesinde cok guzel gecirdik.
Hem masalarimiz senlendi hem ruhlarimiz dinlendi.

Tesekkurler Toprak ana...

Iste gecen yazin mahsulleri..



Taze fasulye
Cicegi burnunda bibercik



Cicegi burnunda domates

Kizarmaya calisan domates










23 Ocak 2014 Perşembe

2014 Ajandasi




Hollandalilarin elinden dusurmedikleri, hayatin vazgecilmez bir parcasidir "ajanda" veya "agenda".

Bende 2014 ajandasi aldim tabiki.
Eee yasadigin yere ayak uyduruyorsun. 
Planli ve programli yasamayi seven Hollandalilar herseyi ajandaya yazarlar. Aileleriyle en yakin arkadaslariyla bile randevu yapmadan bulusmazlar. Yanilip yenilip haber vermeden kapiya giderseniz muhtemelen iceri davet edilmezsiniz yada o kapi hic acilmaz. Bize biraz ters bu isler, saat kacta olursa olsun kapiya geleni asla geri cevirmeyiz, Tanri misafiri deyip birde ustune yedirir iciriz. Hollandalilar eger yemek saatinde evlerine giderseniz sizi iceri buyur etseler bile asla sofraya buyur etmezler.
Hollanda'daki ilk kultur sokunu  komsuma kahve icmeye gittigimde yasamistim. Bana bir fincan kahve ikram etti sonra masada duran kurabiye kutusunun kapagini acip bana alirmisin diye sordu ve kapagini hemen kapatip kaldirdi ve o kapak tekrar hic acilmadi.
Ne kadar gorgusuz oldugunu dusunmustum. Biz masayi donatip misafiri biktiracak sekilde yedirmeye calisirken bana cok ters gelmisti komsumun yaptigi.
Simdi alistim artik misafirperverlik bize ozgu, bize has.
Varsin oyle olsun ben misafirime en güzelini en iyisini yedirmeyi seviyorum. 
Türklerin bu ozelligiylede gurur duyuyorum👍👍👍


22 Ocak 2014 Çarşamba

Selamlasmak



Güne günaydin diyerek baslayan insanlari seviyorum.
Benim calistigim isyerinde herkes birbirene günaydin diyerek güler yüzle selam verir.
Bu da güne pozitif bir enerjiyle baslamami saglar.
Hollandada genellikle herkes tanisin tamimasin birbirine selam verir. Ne güzel bir aliskanlik evet aliskanlik cünkü alisik degilseniz yadirgiyorsunuz. Buraya yeni geldigim zamanlarda epey yadirgamistim selamlasma isini. Turkiyede hic tanimadigimiz insanlara sokakta günaydin, deyip selamlamak hic alisik olmadigimiz bir eylem. Bize tanimadigimiz insanlara selam vermememiz konusmamiz ogretildi hep. Kimsenenin kimseye güvenmedigi ortamlarda yetistik . Simdide cok farkli degil yine sokakta kimseye selam veremezsin tanidiklarin haric. Tanimadigin bir adama selam ver bakalim arkana kac tanesi takilacak, selami verdigine vermisine pisman edicek.
Selamlasmanin bir medeniyet olduguna inaniyorum, bir hayat tarzi ve insanlarin birine olan saygisi.
Selam verende alanda medeni ,özguvenli ve mutlu insandir.
Annem Hollanda ya beni ziyarete geldiginde cok sasirmis ve sen bunlarin hepsini taniyormusun kizim, her yanimizdan gecen selam veriyor diye ters ters bakmisti ve sonra cok gülmüstük birlikte. 
25 yil icinde  bende selam vermeye, günaydin, iyi günler demeye nasildda alistim.
Siz de kimseden güleryüzlü bir günaydini esirgemeyin.....

21 Ocak 2014 Salı

Merhaba blogger alemi

Uzun zamandir okudugum bloglardan sonra bende dusuncelerimi, tecrubelerimi yaziya dokup paylasmak istedim. Umarim bu kararli tavrimdan vazgecip blogu yarida birakmam.

Gri ulke Hollanda'dan selamlar.....